kekemelik

Untitled document

Lowa Okulu (öğrenme kuramları)

Iowa üniversitesi?nde başlayan yaklaşımın  iki temel amacı var; kekemelerin utanç ve anksiyete duygularını azaltmak ve kekeleme yollarını teğiştirmeyi öğretmek. Eski yöntemlerin çoğu kekelemeyi yasaklayarak onu korkulacak ve kaçınılacak bir şey haline getiriyorlar.

Oysa Iowa üniversitesi?ndeki bu bakış açısına göre, kekemeye kekeleyebileceğini, ancak konuşmasını daha da bozacak kaçınma davranışları yani; korku, zorlama, gerilim olmadan kekeleyebilecekleri söylenmiştir. Bu teknik, ? kekelemek için konuşma biçimini değiştir? diyen görüşten farklı olarak ? kekeleme yolunu değiştir? fikrini savunur. Iowa tedavisinin iki temel amacı vardır; kekemelerin utanç ve anksiyete duygularını azaltmak ve kekeleme   yollarını değiştirmeyi öğretmek. Bu tedavi serebral baskınlık kuramının gölgesinde gelişmiştir. Beryngelson kekemelerin, konuşmalarına karşı nesnel bir tutum geliştirmelerini amaçlıyordu.

Devamı...
 

Edimsel kosullanma ( öğrenme kuramları)

Edimsel koşullama yaklaşımını savunanlar bağzı tekrarlama ve uzatmaların tüm insanlarda (daha çok çocuklarda) gözlendiğinden ve iletişimsel stres anında meydana geldiğinden yola çıkarak kekemeliği tamamen pekiştreç ile açıklamaktadırlar.

Bu yaklaşıma göre tekrarlamaların aileden arzu edilen ilgiyi çekmek ve dinleyicinin ilgisini kaybetmemek için kullanıldığı kabul edilmektedir. Böyleyece dinleyicinin verdiği tepkiler tekrarlamaları pekiştirmekte ve davranış daha sık görülmeye başlamaktadır (Leung, 1990). Edimsel koşullama, kekemelikte birbirine bağlı sonuçların etkisini göstermekle birlikte bir kekemelik kuramı olarak kabul edilmemektedir. Kekemeliğe uygulanması ise sadece, kekemeliğin edimsel süreçler ile şekillendirilebileceği yönünde olmaktadır. Edimsel tekniklerin kullanılmasıyla, akıcı konuşmanın gelişebileceği ve devam ettirilebileceği görüşü, akıcılık biçimlendirme terapilerinin ortaya çıkmasına neden olmuştur (Perkins et al., 1991).

 

Beklentisel kaçınma tepkisi kuramı (öğrenme kuramları)

Jhonson'in "beklentisel zorlanma" zorlanma olarak da adlandırdığı bu görüşe göre kekemelik çocuğun normal takılmalardan kaçınma çabasıdır. Bu görüşe göre kişinin "zor" olarak algıladığı kelimelerle karşılaşınca takılmamak için çabalaması kekemeliğin ortaya çıkmasına neden olmaktadır.

Bu görüşe göre kekemelik, kişinin kendinde konuşma güçlüğü olduğu inancından kaynaklanmaktadır. Johnson'in, kekelemeyi kaygılı beklentisel kaçınma tepkisi olarak açıkladığı kuramla ilgili yapılan çalışmalarda yetişkin deneklerin kekelemelerinin %94'ünü öngördüğü gösterilmiştir. Bir çok kekemenin okuyacakları metin içinde hangi kelimelerde kekeleyeceklerini çoğunlukla bildikleri (beklenti) ayrıca okudukları metnin her tekrarında ayni sözcüklerde kekeledikleri gözlenmiştir. Diyer yandan, Johnson bir çok kekemenin bir metni tekrar okuyarak kekemelik sıklığını düşürdüklerini de gözlemiştir.

Devamı...
 

Klasik kosullanma kuramı (öğrenme kuramları)

Untitled document

Klasik koşullanma kuramına göre kekeleyen birey, konuşmayı; anksiyete,korku ve sitres gibi olumsuz duygu durumlarıyla birleştirmektedir.

Konuşma zorluklarının anksiyeteyi arttırdığı, bu durumun sonucunda da konuşmada kesintilerin ortaya çıktığı belirtilmektedir. olumsuz duygular klasik koşullanmakta böylece kaygı ve/veya korku akıcık hatalarında koşullu uyarıcı olmaktadır. Başka bir deyişle, öğrenilmiş kaygı ya da korkunun akıcılık hatalarında neden etkisini gösterdiği vurgulanmaktadır (Miller and watson, 1992).

 

Geri bildirimde bozulma kuramı (eğitim kuramları)

Bu değişik kuramın kaynağı gecikmiş işitsel geribildirim etkisi ve beyaz ses etkisi olarak iki yeni olgunun ortaya çıkarılması olmuştur. Beyaz gürültü bir çok işitilebilen frekanstan oluşan bir sestir. Beyaz gürültü diğer sesleri duymayı zorlaştıran akan suların veya ağaçlardaki rüzgarların sesidir. bir çok kekeleyen okyanus dalgalarının veya hızla geçen trenin yanında akıcı konuşabilmektedirler.

Yapay konuşma örüntüsü de davranışçı tedavi içinde değerlendirilen bir başka yöntemdir (İnceer ve Kocadere, 1999). Pamir (1985), konuşmayı işitsel geribildirim ile denetleyen sistemin yeterince kullanılmamasının kekemeliğe yol açtığı görüşünün günümüzde de kimi araştırmacılar tarafından kabul gördüğünü belirtmiştir.

Gecikmiş işitsel geribildirim etkisi ile tedavi (Delayed auditory feedback- daf); görüşü, kekeleyenlerin kendi seslerini nasıl duydukları  ile ilgilidir.

 

Sayfa 4 / 5

<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 Sonraki > Son >>